2011 Summer / İlkbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2011 Summer / İlkbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28.10.2011

Editorial: Anything But A Wallflower

Tam bir haftadır Chanel'in 2.55i ile ilgili bir post hazırlamaya çalışıyorum. Aslında yazının büyük bir kısmı hazır ama mailimde biriken 330dan fazla posta ile birleştirirsek hiçbirşeye vakit bulamadığımı sanırım açıklamış olurum. Bugüne kadar kendimden çok fazla bahsetmemiş olmama rağmen pek çoğunuz son 3 senedir İtalya'nın Napoli kentinde yaşadığımı biliyorsunuz. Ancak burdaki zamanımız sona ermek üzere. 2 ay kadar sonra Türkiye'ye kesin dönüş yapıyoruz. Bu nedenle evin her yanı koli ve kaldırılmayı bekleyen eşyalarla dolu..

Ben mi ne yapıyorum? Bir bahar yorgunluğudur aldı başını gidiyor. Üzerine bir de kucağımdan düşürmediğim laptopumu (kocamın deyimiyle bir teknoloji düşmanı olarak) her elektrikli aleti bozduğum gibi bozdum. Şuanda yazdığım bilgisayar ise malesef mac, ve ben henüz tuşların yerine bile alışamadım. Durum böyle olunca yazılar da her zamanki tembelliğimden nasibimi aldı..

Ama beni koltuktan kaldırıp masa başına oturtacak harika bir editorialle karşılaştım. Sanat, fotoğraf ve modanın yaratıcılıkla buluştuğu her alanda ben varım. En iyi editorialleri sizlerle buluşturmak adına binlerce fotoğraf tararken, karşıma bu seri çıktı. Ve gerçekten son zamanların en iyisi diyebilirim.

How To Spend It adlı dergi için fotoğraf ve stylingini üstlenen Damian Foxe; Anything But A Wallflower editoriali ile adeta beni büyüledi. Sizlerin de beğeneceğine inanıyorum..













Fotoğrafların büyük boyları için üzerlerine tıklayın.


Via newslicious

13.07.2011

Gunes Gozlugunde Son Trendler

Neredeyse bir aydan fazla süredir kendimi yiyip bitirdiğim, arayıp da bulamadığım ipuçlarına sonunda kavuştum. Bugünün konusu, yazın vazgeçilmez baş aksesuarı olan güneş gözlükleri.. 

Aslında bana bir ömür boyu yetecek güneş gözlüğüne sahibim. Ama yine de son bir aydır yeni bir arayış içerisindeyim, ve kötü haber: hiçbir fikrim yok! (-tu) Ta ki şu ana kadar.. Siz de klasik güneş gözlüğünüzün yanına bir yenisini eklemek istiyorsanız, mutlaka 2011 yazının güneş gözlüğü trendlerine önem vermelisiniz. Muhteşem parçlar var!

Yuvarlaklar

70'lerin hippi görünümünün çok ötesine uzanabilen, özellikle deniz kenarında pek çok gözlük gibi sizi bunaltıp terletmez, yuvarlak ve ince çerçeveli gözlükler.

Geçen yazdan kalan boho etkisinin de devam ettiği şu günlerde, uzun desenli elbiseler, parmak arası sandalet ve hasır şapkalarla her türlü mükemmel uyarlar.

Bende var, üstelik vintage. Tavsiye ederim..

Üst: The Row by Linda Farrow
Alt: Persol


Barok Esintileri

İlk olarak Spring 2011 Prada defilesinde gördüğümüz, günümüzde barok akımının öncüsü sayılabilecek bu mükemmel gözlükleri taşımanın biraz cesaret istediğinin elbette farkındayım. 

Ama yine de konu moda olduğunda cesur olmak gerekir. Uzun süredir alsam mı almasam mı diye vitrinden incelediğim gözlüklerden biri olduğunu söyleyebilirim. Ve kesinlikle maskülen bir takım veya resmi-şık bir kombine çok yakışacağını düşünüyorum.

Üst: Prada
Alt: Emilio Pucci 

Tam Daire 

İşte karşımızda her yüz tipine yakışmayacak bir gözlük. Mesela bana asla yakışmıyor. Yuvarlak yüz hatlarına ve hafiften dolgun yanaklara sahipseniz hayal dahi etmek yasak! Çizgi film karekterinden başka bir şeye benzemiyorsunuz..

Ben özellikle Chloe'nin bu tarz bir gözlüğüne vurgunum ama ne yapalım, kader. Kullanamasanız bile, bu yazın favorilerinden biri olduğunu bilmelisiniz.

Üst: François Pinton
Alt: Tom Ford

Color Block

Her ne kadar etrafımda sürekli olarak renkli Ray-Ban Wayfarer'larıyla dolaşan, binlerce genç çoluk çocuk görsem de vazgeçemiyorum. Kırmızı Wayfarer sanırım benim çocukluk aşkım.

Özellikle color block trendinin iyice yaygınlaştığı günlerde bir adet renkli gözlük edinebilirsiniz. Yalnız her an çantanızda taşıyıp, güneş çıktığında takabileceğiniz türden bir gözlük değil. Üstelik önümüzdeki yaza modasının geçmesi muhtemel. Dediğim gibi bende var, ama şiddetle tavsiye edemiyorum.

Üst: YSL
Alt: Versace

KediGözü

Yine Prada'nın öne sürmüş olduğu ve benim bayıldığım bir gözlük çeşidi. Cat eye denilen bu gözlük çeşidi kesinlikle favorim. Kendinizi Breakfast at Tiffany's filminde hissedeceğiniz bu gözlüklere en kısa sürede sahip olmalısınız.

Her an takabilir ve kendinizi mükemmel hissedebilirsiniz. Ben Fossil'den aldım. Şeklinden çok memnun olmasam da, gözlük kalitesi olarak pek çok markadan daha üst seviyede. Daha iyisini bulana kadar, en iyisi bu mantığı içerisindeyim.
Üst: Chanel
Alt: Ralph Lauren
Kaplumbağa?

Açıkçası bu dünya harikası gözlüğe neden kaplumbağa denildiğini çözemedim. Benim bilmediğim zamanlarda, bir çizgfilmdeki kaplumbağa ve onun kaşlarına benziyor olabilir.

Özellikle Ray-Ban'in Clubmaster versiyonuna hayranım diyebilirim. Son zamanlarda en çok gözümün kaydığı, gidip gelip deneyerek tezgahtar kızı verem etme olasılığımı arttıran güneş gözlüğü işte bu. Oldukça havalı ve soğukkanlı gözükmenizi sağlar. Özellikle yırtık jean şort, beyaz bol gömlek ve krem rengi fötr şapka ile gözümde canlandığını farkediyorum. Sanırım yarın ilk işim gidip almak olacak.

Üst: Dolce & Gabbana
Alt: Ray-Ban

Kemik Rengi

Natürel tonlarda bir gözlüğünüzün olması size asla zarar vermez. Pek çok şekilde kullanabilirsiniz ve modası asla geçmez. Geçse bile aşırı baskın bir model olmadığı için yıllarca kullanabilirsiniz. Zaten adı üzerinde Natürel.

Evladiyelik dediğimiz türden bir gözlük haline getirebilirsiniz. Kaliteli ve sağlıklı bir markadan alıp, en sık kullanılan gözlük sıralamasında siyahın yerine koymak mantıklı olabilir. Tavsiye ediyor muyum bilemedim. Olsa da olur, olmasa da olur.

Üst: Alexander McQueen
Alt: Miu Miu







viastyle.com
   

8.07.2011

Summer In The City - Koray Birand


------Hepimizin bayıldığı, adeta bir moda dergisini andıran Net-a-Porter ve favori fotoğrafçılarımdan Koray Birand işbirliği ile mükemmel bir editorial gerçekleşti..

Online satış sitelerinin artması ile iyice kızışan bu pazarda, herkes birbiri önüne geçmek için yarışıyor ve bizler bu işten karlı çıkanlar oluyoruz. O kadar çok seviyorum ki editorialleri, sanırım yıllar önce fotoğrafçılığa başlamamın asıl sebebi de buydu. Mesleğinizle en sevdiğiniz hobinizi bir araya getiren birşey bulduğunuzda sakın kaçırmayın derim :) Öyle ki sadece editorialleri takip ederek bile bir ömrümü geçirebilirim.

Koray Birand'ın ellerinden çıkan bu harika (yine mi harika dedim?) editorialde, kolayca herkesin uygulayabileceği iş şıklığı tadında bir styling var. Hele bir de bu kombinleri Helmut Lang, Elizabeth and James, Miu Miu, DKNY ve Michael Kors gibi isimler tamamlıyor ki, söyleyecek başka söz bulamıyorum. Her parçaya sahip olmak istiyorum.

-Bu arada ilgilenenlere, Net-a-Porter 'de şuan %70 indirim var, kaçırmayın derim-





viafgr

Fashionary



"Fashionary"; Fashion (moda), Dictionary (sözlük) ve Diary (günlük) kelimelerinin karışımından doğan bir tür hazır sketcbook (eskiz defteri). Tabii biz üniversitede kendimiz hazırlardık bunları, hatta önceden silüet hazırlamamıza bile izin vermezlerdi. Eski sancılı günler :)

Sketchbook, genel olarak moda tasarımcıları için üretilen, her an aklınıza geldiğinizde çantanızdan çıkarıp birşeyler karalayabileceğiniz defterinizdir. Tabii ben hiçbir profesyonel tasarımcının böyle birşeyle dolaştığını görmedim. Ağırlıklı olarak öğrenciler veya modaya merak salmış kişiler için ideal olacaktır.

İçinde tasarımla ve işin teknik boyutu olan kalıpla ilgili ipuçları ve genel bilgileri bulabilir, sizi tasarıma yönlendirecek pek çok ilham kaynağı görebilirsiniz. Temel giysilerin çizimleri ve boş silüetler (yani mankenler) olan bu not defteri tadındaki Fashionary, şimdilerde Hong Kong'lu tekstil perakendecisi I.T ile bir üst basamağa çıkmış durumda.

Özellikle bu yazın neon trendinden ilham alınarak ve kısa süre için üretilen Fashionary'nin fuşya, turuncu, mavi ve fosforlu yeşil ile kaplanan sketcbookları $24.90'dan satışa sunuluyor..




viasupercoolr







30.06.2011

Editorial: c'est la mode






viafashioncopious

29.06.2011

Glastonbury 2011

California'da her yıl düzenlenen Coachella Müzik Festivali'nin rakibi Glastonbury (İngiltere), bu yıl da ziyaretçilerin akınına uğradı. Coachella'da olduğu gibi stil ve müziğin "neredeyse" eşdeğer olduğu sanat ve müzik festivalinde, sözleşmiş gibi herkesin aynı tarzda giyindiği dikatlerden kaçmıyor.

Paçası kesilmiş şort, uzun yağmurluk ve elbette kimsenin "Glastonbury'e neden çamur festivali deniyor?" diye düşünmesine izin vermeyen, olmazsa olmaz balıkçı çizmelerini giymiş onlarca ünlü ve müziksever bir hafta boyunca bir aradaydı.

Bizim festivallerde de simsiyah veya fazla şık giyinmiş dinleyiciler yerine, biraz daha normal stiller görmeyi umut ediyoruz..













  • Doğum Hikayemiz - 40+4 e geldiğim 23 Aralık gecesi 7-8 defa sancı benzeri bir ağrı beni uyandırdı ama uykuma devam edebildim. Sanırım saatte 1 geliyordu. Sabah 7.35’te Uğu...
    12 yıl önce

Her Hakkı Saklıdır © Bu sitede yer alan hiçbir veri, izin alınmadan kopyalanamaz, başka bir yerde yayımlanamaz.



Web Analytics