6.12.2016

Ege'nin Dogum Hikayesi




Yılbaşından 1 gün önceydi sanırım. Hani olmaz ya belki olur diye evde her zaman test bulunduruyordum. 1 dakika bekledim. Olsa hemen çıkıyor diyorlardı çünkü. Hayatımda belki 30 tane test yapmış olduğum ve hep aynı hüsranla karşılaştığım için salaksın Sinem dedim. Baya sesli konuştum aynada kendime bakarak. Ne bekliyordun ki sanki? Salona geldim bi nefes aldım biraz dolanıp testi atmak için banyoya girdim. Böyle belli belirsiz silik pembe bi çizgi. Hakikaten delirdiğimi veya halisünasyon gördüğümü düşündüm. Biraz sonra çizgi kırmızı olmaya başladı. Gülerek ağlamaya başladım. İnanamıyordum çünkü. Beril’e kavuşmak için 3 yıl bekleyen üstüne 1.5 tedavi gören ben şimdi sürpriz bir şekilde hamileydim.

Uğur’u aramak istedim ama telefonda istediğim tepkiyi vermeyeceğini biliyordum. Yüzüne söyleyince de çok bir tepki vermedi ya neyse. Hemen kuzenim Merve’yi aradım. Beraber çığlıklaşarak gülüşerek ağladık. Hayatımda heycandan elimin ayağımın titrediği nadir anlardan biriydi gerçekten. Akşam Uğur gelince sana yılbaşı hediyesi aldım diyerek bir klişe örneği olarak testi hediye paketine koymuştum. Bi 8-10 kere yok artık, şaka, ciddi misin demiştir herhalde.

İlk 3 ay 2 kez bağırsak enfeksiyonu (Beril’de de olmuştu) üstüne kusmalar ve mide bulantılarıyla dolaştım. Beril’de düşük tansiyon vardı sadece. Sonraki 3 ay gayet tatlıydı, ta ki doktorumun kasılmalar olduğunu söyleyene kadar. Karnım aşırı büyük, suyum aşırı fazlaydı. Beril’di, işler güçlerdi derken kendimi fazla yorar olmuştum. Dinlenme dönemine geçtim. Haftada 3-4 kasılma oluyordu.

Son 3 ay kasılmalar arttı. Yazdı. Göbeğim 36 aylık hamile bir fil kadardı. Çırpı gibi bacaklarım ve belim beni zor taşıyordu. Kasılmalar temmuz ortasından sonra stres sebebiyle iyice arttı. Erken doğuracağım diye daha çok stres olmak kadar saçma bir şey yoktur herhalde.

İlaçlar dinlenmeler derken 39+4’te gece 11 gibi kasılmalarım sıklaşmaya başladı. Tamam dedim işte bu. Duş aldım, saçımı yaptım, son eksikleri tamamladım. Annem yanımdaydı neyse ki. Endişeli bakışlarla sabaha kadar plates topunda esnedim. 11’de 20 dakikada bir gelen sancılar sabah 5’te 4 dakikada bir olunca annemin ısrarlarına dayanamayıp Uğur’u uyandırdım. Dedim kalk doğuruyorum. Hemen mi dedi. Bi traş olabilir miyim diye sordu. Komik adam vesselam.

6’da 3 dakikada bir olunca 5 dakika uzaklıktaki hastanemize gittik. Sancı aralarında yürüyemiyor oturmam gerekiyordu. Ama seviniyordum çünkü Ege’yi de normal doğurabilecektim. Herşey olması gerektiği gibiydi. Gel gelelim hastaneye girince direk yatağa yatırdılar. 4 cm açıklığım vardı. 8’de doktorum geldi ve hala 4 cm’deydim. İyiyim dedim ama yatmasam dolaşsam daha iyi. Tam o esnada Beril’de beni perişan eden suni sancı makinası geldi. Neden dedim, istemiyorum. Benim sancım var!

Doktorum sağolsun iyidir hoştur ama biraz acelecidir. Beril’i de hastaneye girdikten 2 saat sonra doğurmuştum. Suni sancı 9 gibi takıldı ve ondan sonraki 1 saat hiç de hoş değildi. Doğumun annenin rahat edeceği ve yavaş yavaş ilerleyeceği bir an olması lazım. Ama o an elbet doktorun bir bildiği vardır diyor insan. Neyse.

Sonra suyumu patlattılar kontrol için. Herhangi bir problem yoktu. Sonra yatak değiştirmek için ayağa kalktım ki amanın. Herhalde bir kova su vardı içimde. Heryer göl oldu. Çok enteresan bir şeymiş çünkü Beril’de suyum kritik seviyelerdeydi.

Normal doğum sancıları o kadar da dayanılmayacak bir şey değil. Ama suni sancı kelimenin tam anlamıyla dayanılamayacak kadar beter bir şey. Üzerine bir de gece 1 dakika bile olsun uyumamış olmamın verdiği yorgunlukla sancılarla baş edemez hale gelmiştim. 10’da doktorum geldi ve doğumhaneye gitmek için hazırlıklara başladık. Son ana kadar odamda Uğur’la beraber olmak gerçekten güzel bir şeydi. İki doğumumun da bu şekilde olmasından dolayı kendimi çok şanslı hissediyorum.

Sancılar 1 dakikadan daha kısa bir sürede geliyordu. Tekerlekli sandalye için ayağa kalktığımda oracıkta doğurucam sanıyordum ama o iş o kadar da kolay değildi tabii ki.

Beril inanılmaz hızlı ve kolay doğmuştu. Hele bi de bu ikinci peheyy fırt diye doğururum sanıyordum ki öyle olmadı. Doğumhane kapısında eşimle vedalaştık ve içeri girdim. Masaya çıktım. Karnım öyle büyüktü ki 3 hemşire bana sürekli yardım ediyordu sağa sola düşmeyeyim diye. Doktorum geldi hemşirelerle beraber. Üstten bastırmasını söyledi hemşireye. Aynı anda kendisi de müdahale edince baya bi ciyakladım. Dedim beni biraz rahat bırakın bekleyin. Stresten ıkınamaz olmuştum.

Sonra doktorum gitti 10-15 dakika boyunca hemşire ve ebelerle kaldım. Ellemeyin kendisi doğursun dedi. Önce sakinleştim. Sancıları hissetmeye ve içimden geldiği zaman kendi kendime ıkınmaya başladım. Tabii ki yanımda 4-5 kişi vardı ama sadece izliyorlardı. Ama bir sorun vardı sanki. Ne kadar ittirsem de Ege’nin ilerlediğini hissetmiyordum. Doktorumu istedim.

Doktorum gelince hemşire ve ebeler beni sırtımdan hafif kaldırdılar ıkınmam için. O zaman daha rahat ıkınır oldum. Yine de beril 3 ıkınmada doğmuştu. İçimden balık gibi kayışını hala hatırlıyorum. Ama Ege Beril’den 400 gram daha kiloluydu ve kanala kolu ile beraber girmişti. Doktorumun kolunu ittirdiğini hatırlıyorum içeriye doğru. Sonra 2-3 ıkınmada başı çıktı. Biraz rahatlamıştım ki bir telaş bir panik. Kordonu suratının etrafına dolanmıştı. Hem kol hem de kordon olunca ilk başta kanalda ilerleyememişti tabii ki. İtiraf ediyorum o an biraz ümitsizliğe kapılmıştım. Kendi kendime acaba forseps mi yaparlar yoksa vakum mu diye düşünüyordum.

Sonra omuzları çıkarken de bi tur ciyakladım ve herşey başladı. Benim ciyaklamamın bitişi ile onunki buluştu sanki. Sonra sessiz sakince onu dinledim. 14 kilo aldığım hamileliğimde 3.400 bir evlat doğurmuştum. 2 Eylül Cuma 2016, saat 10.30’da. Bora Ege Kocabaş.


Onu giydirip babasına götürdüler, benim dikişlerim plasenta derken titremeye başladım. Hemşirenin üstten 1 defa bile bastırması bende çok kötü bir etki yaratmıştı. İnanılmaz bir kanama ile baş başaydım ama henüz o an farkına varamamıştım. Bembeyaz bir şekilde odaya geldim. Ege’yi aldığım an yaşadığım duygu Beril’i kucakladığım andan çok farklıydı. Sanki Ege’yi de Beril kadar tanıyormuş gibiydim. Aynı Beril’i şu an sevdiğim kadar seviyordum. Daha hiçbir şey yaşamamıştık oysa. Nasıl böyle sevebilmiştim?

Alıp hemen emzirmeye başladım. Hemşireler a aaa Anne kendisi emziriyor dediler. Kim emzirecekti ya evladım? Sonra bolca sarılıştık koklaştık. Canım arkadaşım Ceren ben doğumdan çıktığımda gelmişti bile. 11 gibi gidip annemle Beril’i getirdi evden. 1-2 saat kadar beraber kaldık. Beril kardeşini sevdi bana sarıldı. Adeta bir polyanna gibi davrandı. Yaklaşık 10 gün sonra kimsenin evde olmadığı bir gün ağlama krizine girdi ve hisleri patladı. O kadar olgun ki benim kızım.

Sonra eşimin iş yerinden bir arkadaşımız geldi ziyarete sohbet muhabbet iyi ama ben geberiyordum. Dedim kusura bakmayın ben uyuyacağım çünkü 36 saat olmak üzere ve doğum yaptım. Onlar gittiler, ben dinlendim, emzirdim, şükrettim.

Üzerimi değiştirmek için kalktığım sırada hafif bir baygınlık geçirdim gibi oldu. Gözüm tam kararmadan yatağa attım kendimi. Tansiyonum çok düşüktü. O gece hastanede kaldık. Bütün gece Ege’yi koynumda yatırdım. Hala da sabaha karsı koynuma alıyorum. Keşke Beril’i de alsaymışım diyorum.

Sabah nurtopu gibi bir demir eksikliği ile eve döndük. Yaklaşık 1 hafta kadar eylül ayında herkes tişört giyerken ben kazakla dolaştım. Betim benzim atıktı. İnanılmaz yoğun bir şekilde kanamam devam ediyordu. Sonra yavaş yavaş toparladım. 28 gün annem yanımdaydı, ki bu inanılmaz bir şey. Kayınvalidemler görümcem kardeşlerim herkes geldi yardım etti.

Şimdi Ege 3 aylık ve Beril 3 yaşında olmak üzere. Çok şükür herşey yolunda. Belki bu doğum hikayesi sizlere çok pozitif gelmeyebilir ama benim için yine de gülümseyerek hatırlayacağım bir anı. Beril’in doğum hikayesi de burada.

Sevgiler,


Sinem.









  • Doğum Hikayemiz - 40+4 e geldiğim 23 Aralık gecesi 7-8 defa sancı benzeri bir ağrı beni uyandırdı ama uykuma devam edebildim. Sanırım saatte 1 geliyordu. Sabah 7.35’te Uğu...
    3 yıl önce

Her Hakkı Saklıdır © Bu sitede yer alan hiçbir veri, izin alınmadan kopyalanamaz, başka bir yerde yayımlanamaz.



Web Analytics